KöZ Alışveriş
KöZ Alışveriş

KöZ Alışveriş

Güvenli alışveriş adresin

Sebet

🛒

Sebet boş

← Ähli kitaplar
Kırmızı Kitap

Kırmızı Kitap

Carl Gustav Jung

KAKNÜS YAYINLARI

560 sahypa

Manatdaky bahasy

100% Öňünden

448TMT

50% Öňünden

471TMT

100% Soňundan

493TMT

100% öňünden — iň amatly baha. Soňundan töleseňiz baha ýokarlanýar.

Sargyt etmek üçin habarlaşyň:

Kitap hakda

Bu derûnî hayalleri izlediğim yıllar, hayatımın en önemli dönemleriydi. Diğer her şey buradan yola çıktı. (…) Tüm hayatım, bilinçdışından patlak veren gizemli bir çağlayan gibi, bazen beni yıkabilecek kadar güçlü olan bu akıntıyı anlamaya çalışmakla geçti. (…) Sonrası sadece sınıflandırma, bilimsel değerlendirme ve hayata tatbik etme. (…) -C.G. Jung C.G. Jung’un 1957 yılında, ölümünden beş sene önce dile getirdiği yukarıdaki satırlar, 1914 ile 1930 yılları arasında Kırmızı Kitap üzerinde çalıştığı yılları anlatır. İsmi, Jung’un takipçileri tarafından seksen yılı aşkın bir süredir bilinse de eser, 2009 yılında yayımlanana kadar okuyucunun istifadesine sunulamadı. Kitabın yayımlanması, psikoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Arketip, kolektif bilinçdışı, persona, anima, animus gibi kavramlardan oluşan temel kuramının nasıl ortaya çıktığını Jung’un kendi kaleminden okuma fırsatı doğdu. Jung’un bu deneyimi psikoterapiyi, hastalıkların tedavisinden ibaret olmaktan çıkarıp kişiliğin yüksek düzeyde gelişmesinin bir vasıtasına dönüştüren “bireyselleşme sürecini” bizzat nasıl yaşadığını anlatıyor. Modern tarihin hakiki vizyonerlerinden birini yaratan Kırmızı Kitap, ancak “katagoriler ötesi” diye nitelendirilebilir. İnsan olmanın ne anlama geldiğini araştıran bu kitap, psikanaliz tarihinin ötesine geçerek C.G. Jung’u Karl Marx, Georg Orwell ve tabii ki Sigmund Freud gibi devrim yaratan düşünürlerin arasına yerleştiriyor. -Sara Corbett, New York Times Dante’nin İlahî Komedya’sı, Joyce’un Ulysses’si, Goethe’nin Faust’unda dile getirilenlerle örtüşen Kırmızı Kitap, Nietsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’üne bir cevap niteliğindedir. Nietsche’nin ileri sürdüğünün aksine “Tanrı ölmemiştir. O, insanın dışındaki dinî, millî ve siyasi yapılarda aranmak yerine tek tek bireylerin yaşamlarının içerisinde keşfedilmeli ve ‘mücadele edilmeli’dir.”